Cnn Türk'te Tire'den Bahsedildi

alt

CNN TÜRK Televizyonu’nun internet sitesi www.cnnturk.com da Tire ile ilgili bir makale yayımlandı. Makalede Tire'nin kadın dostu bir kent olduğuna vurgu yapılırken, doğası, yeşilliği ve tarihi yapısı anlatıldı.

 

İşte O Yazı ;

Ege deyince akla ilk gelen tatil ve kaçamaklar nedense Çeşme, Alaçatı ile başlıyor, belki biraz Urla'ya uzanıyor, Kuzey Ege'nin güzelim Ayvalık'ını elbette es geçmiyoruz ama Tire gibi saklı cennetler nedense hep gelecek seyahatlere saklanıyor. Yolu Ege'ye düşenler, bu kez bir değişiklik yapın ve mümkünse Tire'ye zaman ayırın. Neden mi? Duygu Durgun CNN TÜRK Seyahat okurları için Tire izlenimlerini kaleme aldı.

İlk nedeni, İzmir'e sadece 80 km uzaklıkta olması. Yani bir solukta Tire'desiniz. Ulaşım bu kadar kolay olunca Tire'yi doya doya gezmek için bolca vaktiniz de olacak. İkincisi yemyeşil bir yer olması. Tire'ye boşuna Yeşil Tire dememişler. Hatta Ege'nin Karadeniz'i dersek çok da abartmış olmayız. Ve son olarak, tarih ve kültür gezilerine meraklı biriyseniz Tire Frigya, Helen, Pers, Bizans, Selçuklu Osmanlı uygarlıklarına kucak açmış kadim bir yerleşim göreceksiniz. Elbette özel tatların peşindeki gezginleri de ziyadesiyle memnun edecek bir yerden bahsediyoruz. Tire köftesi, Tire tostu, tandır kebabı, ve kahvaltısı...Her biri birbirinden leziz.

KADIN DOSTU BİR YER

Tire'de sizi karşılayacak belki de en güzel şeylerden biri de kadın dostu bir yer olması. Sokaklarda kadınların motosiklet kullandığı bu şirin ilçede hizmet aldığımız hemen her mekanın, konakladığımız otel dahi, çalışanları kadınlardan oluşuyordu. Dolayısıyla hem samimi, hem de nazik bir karşılama ile çevreleniyorsunuz Tire'de. Bunu özellikle kadın gezginler açısından bir detay olarak not düşüyorum. Biliyoruz ki kadınların rahat yaşayabildiği bir kent kuşkusuz insani anlamda da gelişmiş bir kenttir.

SADRAZAMLAR YETİŞTİREN KENT

Tire'nin geçmişini biraz okuyunca bilgiye, yeniliklere açık ve her dönem çağdaş bir kent olduğunu düşünüyor insan. Neden diyecek olursanız kısaca şöyle anlatalım; Tire aslında 1420'lere kadar Aydınoğulları Beyliği'nin merkezi olmuş ve bu beylik döneminde gerek entelektüel sermaye gerekse imari açıdan çok gelişmiş. Kent 1400'lerin başında Osmanlı Devleti egemenliğine girmiş ve kısa sürede girişilen imar hareketiyle imparatorluğun önemli verdiği bir kent haline gelmiş. Pek çok devlet adamı burada yetiştirilip saraya göreve yollandığı biliniyor.

Tire hakkında önemli bir tarihi bilgi ise, 1453 öncesi burada nüfusun önemli bir bölümünün Anadolu Rumlarından oluşması. Tireli Türkler,  İstanbul'un fethinden sonra İstanbulu İslamlaştırmak ve Türkleştirmek için  Vefa semtine yerleştirilmiş ve bu durum bazı kaynaklarda Tire açısından önemli bir beyin göçü sayılmış. Evliya Çelebi 1671 yılında hacca giderken üzerinden geçtiği Tire'yi büyük ve canlı bir şehir olarak yazıyor. Ona göre şehrin 68 mahallesi, 36 cami olmak üzere 144 mihrabı, 30 medresesi, 13 hamamı, 27 hanı, 60 okulu, 270 çeşmesi, kurşun kubbeli 5 sebili ve evden eve akan suları varmış… Zihnimiz Tire'nin bu ihtişamlı geçmişinde hamamlarında, hanlarında dolaşırken ayaklarımız bizi bugüne, çarşı caddesine götürüyor.

KENT MÜZESİ

2014'te açılan Kent Müzesi ücretsiz gezilebiliyor ve bugüne dek gördüğümüz kent müzelerinden (sayıları ülkemizde maalesef bir avuç) çok farklı. Burada bir yandan unutulan meslekler ve o mesleklere ait alet-edavat sergilenirken bir yandan da hala yapılan bazı kadim mesleklerin ustaları dükkanlarının başına geçip sanatlarını canlı canlı icra ediyorlar.Tire Kent Müzesi'nin kalbini oluşturan ve ülkemizde başka bir örneği bulunmayan Geleneksel El Sanatları Çarşısı'nda, Beledi Dokuma, Nalıncı, Körüklü Çizmeci, Semerci, Urgancı, Keçeci, Hasırcı, Saraç, Yorgancı, Mobilyacı ve Tornacı gibi, bir çoğu kente özel olan ve unutulmaya yüz tutmuş mesleklerle karşılaşmanız mümkün.

Yorgancı rengarenk yorganların arasında gayet mutlu, zira hala müşterisi var. ''Niye şaşırdınız yok mu hiç yorgancı sizin İstanbul'da?'' diye soruyor.

Müzede Tire Belediyesinin 1940 tarihli makam aracından tutun da dokuma tezgahlarına farklı dönemlerden objeler görmek mümkün. Müzede sergilenen her mesleğin ustasına dair eğer o kişi hayatta değilse bir tanıtım yazısı konulmuş. Bu da Tire'nin yetiştirdiği meslek erbablarına saygı niteliğinde…Ayrıca Tire'de iz bırakmış ünlülerden Tanju Okan, Nejat Uygur, Gönül Duman gibi isimlere ayrılan bir özel köşe düzenlenmiş.

EN BÜYÜK AÇIK HAVA PAZARI TİRE'DE

Tire'nin dillere destan bir pazarı var, maalesef bizim ziyaret ettiğimiz tarihlere denk getiremedik ama gidenler dünyanın en büyük açık hava pazarı olduğunda hemfikir. Salı günleri kurulan pazara İzmir, Aydın, Manisa ile çevre ilçelerden gelen satıcılar ile yerli üreticiler ürün getiriyor. Bir de Cumaları kurulan küçük üreticilerin geldiği bir pazar olduğunu duyduk ki, o da ilçede köylü pazarı olarak biliniyor.

Tire'nin içinde vaktin nasıl geçtiğini anlamadan kendimizi güzel bir öğle yemeği ve dağ havası için Kaplan Köyü'nde buluyoruz. Mis gibi dağ havasında asırlık çınar, kestane ve ceviz ağaçları arasında Tire ovasına bakarak Ege'nin otlarını denemek paha biçilemez. Kaplan köyünde Kaplan Dağ Restoran başta olmak üzere farklı işletmeler de bulunuyor. Dolayısıyla bu dağda aç kalmanızın imkanı yok, merak etmeyin…

Son söz; bir İzmirli olarak itiraf etmeliyim ki, bu kadar yakınımızdayken çok daha önce keşfetmeliydik seni Tire… Bereketli topraklarını, benzersiz zenginlikteki otlarını, doğal ve yavaş yaşamını, sımsıcak dost yüzlü insanlarını, kadın dostu sokaklarını. Böyle keşiflerin tadı da başka oluyor.