Urgancılık

Untitled Document
Sağlamlığı ve beyazlığıyla Anadolu'nun her yanında şöhret kazanmıştır Tire urganı, öyle ki  Fatih Sultan Mehmet'in  İstanbul'u  fethederken Tireli ustaların ördüğü urganlarla gemilerini Haliç'e  çektirdiği rivayet edilir. Böylece “Tire malıdır” diye  kalitesi  marka olmuş Tire urganı kendisini tarih sayfalarından birine bağlamıştır.
 
Eskiden sadece Rıfat Usta gibi cefakar erkeklerin uğraştığı bu el sanatı büyük bir disiplin içinde sürdürülerek  günümüze kadar  gelmiştir. O zamanlarda usta başları hileli urgan yapanları cezalandırır, hatta meslekten reddedermiş, Tire urganı hep kalitesi ile anılsın diye.
 
Kendi  gibi, urganın  urgan olma macerası da upuzun. Haftalık  bir programla  işlenen urganlar için, urgancılar önce “kendir” alırlar, kendirini alan  usta  çalışmaya başlar. Kendiri döver, tarar, “sle” denen  ince  ipler yapar, sle'ler  topluya,  toplular  urgana  dönüşür.
 
Daha tamamlanmamıştır urganın serüveni. Toplular iki kişi tarafından çark yerine kurulan bükme dolabında bükülür ve bükülen urganlar belli bir oranda kısalır, buna “kısır yeme” adı verilir.
 
Bağlama, düğümleme, sarma, paketleme, balyalama gibi birçok işte kullanılan urganlar  tamamlanır ve Tire'yi bilmeyen insanlara uzanabilmek, ulaşabilmek için satışa gönderilir.

Kaynak: Burcu Aydınoğlu